Cumhuriyet bayramını kutlamak!

Cumhuriyet bayramını kutlamak!

29 Ekim sıradan bir gün değildir. Bu milletin bu halkın birlikte yaşam düzenini kuran demokratik laik hukuk devletinin yönetim biçiminin kabul edildiği gündür.

Kurucu önderliğimizi yapan Mustafa kemal Atatürk’ün en önemli devrimlerinden biri cumhuriyettir

Bugüne kadar içi boşaltılmaya çalışılan cumhuriyetimiz için ne yaptık diye sorsak!!!

Ona yakışır bir   vatandaş olduk mu?

Mustafa Kemal Atatürkün dilinden cumhuriyeti anlayacaksak önce onun ne dediğine bakmamız gerekiyor

Türk milletinin karakterine ve adetlerine en uygun olan idare, Cumhuriyet idaresidir.

Cumhuriyet, yeni ve sağlam esaslarıyla, Türk milletini emin ve sağlam bir istikbal yoluna koyduğu kadar, asıl fikirlerde ve ruhlarda yarattığı güvenlik itibariyle, büsbütün yeni bir hayatın müjdecisi olmuştur. 1936 (Atatürk’ün S.D. I, S. 372)

* Türkiye Cumhuriyeti mesut, muvaffak ve muzaffer olacaktır. 29 Ekim 1923 (Nutuk II, S. 814-15)

* Cumhuriyetimiz öyle zannolunduğu gibi zayıf değildir. Cumhuriyet bedava da kazanılmış değildir. Bunu elde etmek için kan döktük. Her tarafta kırmızı kanımızı akıttık. İcabında müesseselerimizi müdafaa için lâzım olanı yapmağa hazırız. 1923 (Atatürk’ün S.D. III, S. 71)

* Onlar, kolaylıkla anlayacaklardır ki, çürümüş bir hanedanın, halife unvanıyla başının üstünden zerre kadar uzaklaşmasına imkân kalmayacak surette muhafazasının mecburî kılan bir devlet şeklinde, cumhuriyet idaresi ilân olunsa bile, onu yaşatmak mümkün değildir. 1927 (Nutuk II, S. 831)

  1. yılını kutladığımız Cumhuriyet Bayramı 1923’te ilk Meclis Cumhuriyet‘in ilan etmesiyle başladı. Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyet‘i çok zor şartlarda kurdu. 1923 yılında Türkiye perişan, millet sefalet içindeydi. Yıllarca süren savaş yüzünden memleket baştan sona harap olmuştu. Her taraf viraneydi, hiçbir uygar kurum yoktu. Atatürk, yalnızca Türkiye’nin değil, tüm dünyanın saygı duyduğu büyük bir liderdi. Nesiller geçse de bu millet için yaptıkları asla unutulmayacak.

29 Ekim 1923 Türk halkının tarihinde çok önemli bir yere sahiptir. Mustafa Kemal Atatürk  10. yıl nutkunda bugünün en büyük bayram olduğunu belirtmiştir. 628 sayılı bu kanun ile 29 Ekim, 1925’ten itibaren ülke içinde ve dış temsilciliklerde bayram olarak kutlanmaya başlamıştır. İşte Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhuriyet ile ilgili özlü sözleri…

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN CUMHURİYET İLE İLGİLİ SÖZLERİ

* Cumhuriyet, fikir serbestliği taraftarıdır. Samimi ve meşru olmak şartıyla her fikre hürmet ederiz.

* Ey yükselen yeni nesil! İstikbal sizsiniz. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak sizsiniz.

 

* Türk milletinin karakterine ve adetlerine en uygun olan idare, Cumhuriyet idaresidir.

Cumhuriyet, yeni ve sağlam esaslariyle, Türk milletini emin ve sağlam bir istikbal yoluna koyduğu kadar, asıl fikirlerde ve ruhlarda yarattığı güvenlik itibariyle, büsbütün yeni bir hayatın müjdecisi olmuştur. 1936 (Atatürk’ün S.D. I, S. 372)

* Türkiye Cumhuriyeti mesut, muvaffak ve muzaffer olacaktır. 29 Ekim 1923 (Nutuk II, S. 814-15)

* Cumhuriyetimiz öyle zannolunduğu gibi zayıf değildir. Cumhuriyet bedava da kazanılmış değildir. Bunu elde etmek için kan döktük. Her tarafta kırmızı kanımızı akıttık. İcabında müesseselerimizi müdafaa için lâzım olanı yapmağa hazırız. 1923 (Atatürk’ün S.D. III, S. 71)

* Onlar, kolaylıkla anlayacaklardır ki, çürümüş bir hanedanın, halife unvanıyla başının üstünden zerre kadar uzaklaşmasına imkân kalmayacak surette muhafazasının mecburî kılan bir devlet şeklinde, cumhuriyet idaresi ilân olunsa bile, onu yaşatmak mümkün değildir. 1927 (Nutuk II, S. 831)

* Bugünkü hükûmetimiz, devlet teşkilâtımız doğrudan doğruya milletin kendi kendine, kendiliğinden yaptığı bir devlet teşkilâtı ve hükûmettir ki, onun ismi Cumhuriyettir. Artık hükûmet ile millet arasında mazideki ayrılık kalmamıştır. Hükümet millettir ve millet hükûmettir. Artık hükûmet ve hükûmet mensupları kendilerinin milletten ayrı olmadıklarını ve milletin efendi olduğunu tamamen anlamışlardır. 1925 (Atatürk’ün S.D. II, S. 230)

* Son senelerde milletimizin fiilen gösterdiği kabiliyet, istidat, idrak, kendi hakkında kötü fikir besleyenlerin ne kadar gafil ve ne kadar tetkikten uzak görünüşe düşkün insanlar olduğunu pek güzel ispat etti. Milletimiz haiz olduğu özelliklerini ve liyakatini hükûmetinin yeni ismiyle medeniyet dünyasına daha çok kolaylıkla göstermeğe muvaffak olacaktır. Türkiye Cumhuriyeti, cihanda işgal ettiği mevkiye lâyık olduğunu eserleriyle ispat edecektir.

Peki bu kadar güzel ifade edilen cumhuriyete karşı görevlerimizi yerine getirebildik mi?

Ey bu cumhuriyeti kollayıp koruyacaklarına yemin edip görev alanlar vicdanen rahatmısınız?

Bu milletin size güvenini neden boşa çıkardınız?

Ey Siyaset içinde bulunanlar cumhuriyetin bize sağladığı adaleti hukuku ve  her yerde söylediğimiz özgürlükleri samimiyetle koruyabildiniz mi?

Siyasetin kirlendiği yolsuzlukların her alanda oluştuğu   bir dönemde biz bunun ne kadar içindeyiz deyip kendimize hesap sora bildik mi?

Dini siyasete alet edenlerin bu cumhuriyeti   nasıl katlettiği ortada iken bu zihniyet karşı başarı sağlayabildik mi

Ülkemizde bulunan tüm ekonomik kaynakları peşkeş çekerek bir devletin varlığını ortadan kaldıranlara karşı   halen yerimizde sayıyoruz.

Adaletsizliğe yolsuzluğa bulaşmış insanları cezalandırdık mı?

Emek ağırlığı ile yaşamını sürdüren insanlara   emeklerinin karşılığını verdik mi?

Yarattığımız değerlere sahip çıka bildik mi?

Kimsesizlerin kimsesizi ola bildik mi?

Gazetelere boy boy reklamlarla fener alaylarıyla bayraklarla cumhuriyeti kutlamak güzel anacak cumhuriyeti kollamak ve korumakla ilgili samimiyetle     ne yapabildik?

 

Milli eğitime sahip çıkabildik mi?

Sağlığa ve hastanelere sahip çıkabildik mi?

Kısaca Bu ülkenin evlatlarına   samimiyetle sahip çıkabildik mi?

Fabrikalarımıza, bankalarımıza , topraklarımıza , denizimize , adalarımıza   bugüne kadar oluşan demokratik kültürümüze sahip çıka bildik mi?

Yargı güvencesi ve yargıç güvencesi olmadan görevde olan insanları ;Aş, ekmeği ile terbiye edilmeye çalışan daha bir çok insanı koruyabildik mi?

Herkesin ağzında Cumhuriyet , demokrasi hak hukuk adalet özgürlük  kavramları  varken neden bu kavramlar ayaklar altında sürünüyor. Ne den baş tacı değil .Bunun sebebi yıllarca devam eden karşı devrimle beraber sözde cumhuriyeti savunanların samimiyetsizliğidir. Cumhuriyeti savunanların gittikçe erozyona uğrayan direnişi sayesinde  bugün tek adam rejimi ülkenin her alanına da kol geziyor. Tek adamın ve onun partisine karşı  mücadele edenlerin demokrasi anlayışı ve yönetimi ona benzemeye başlamışsa   vay bu cumhuriyetin haline

Bu Cumhuriyetin Yargısı yasaması ve yürütmesiyle beraber, Tüm kurum ve kuruluşları Yerel yönetimleri ,Muhtarları dahil olmak üzere işçisi, memuru, köylüsü şehirlisi, öğrencisi kamuda yada demokratik örgütlerde görev alanların hepsi bu cumhuriyetin değerlerinden ödüne vermemelidirler

Uygulamalarının hepsinde önce insan hizmet edeceklerini bilmelidirler.

Cumhuriyet halkın kendi kendini yönetme şekli ise halk neden doğru yönetilmiyor

Cumhuriyet fazilettir. Faziletli insanları   nitelikli ve liyakatli insanları neden iş başına getiremedik

Samimiyetsizlikle Halkı kullanarak halkın egemenliğini elinden alan parlamenter sistem nerdeyse tarihe karışacak. Bu samimiyetsizlikle  nereye kadar gideceğiz?

Siyasi partiler kanunu   değişmelidir. Parti içi seçimleri delegelik vb sistemler yerine daha çağdaş daha demokratik   daha anlaşılabilir sorgulanabilir şeffaf bir sistemle görevlendirmeler   yapılmalıdır.

Bu ülkede koltuklara kapılanların koltuk mücadelesiyle demokrasiyi özgürlükleri hak ve hukuku bertaraf etmesine engel olunmalıdır.

Dünyada çok farklı  cumhuriyet yönetim biçimleri var . Bizdeki ise laik demokratik parlamenter sisteme dayalı halkın kendi kendini bir yönetim biçimidir.

Mustafa kemalin   kendinize bundan sonra kurtarıcı aramayınız sözüyle   birlikte herkes   kendine düşen görevleri mutlaka layık ile yapmalıdır.

Kendi yönetim alanlarımızda iş yerlerimizde   derneklerimizde okullarımızda yaşamın her alanında Cumhuriyetimize karşı görevimizi yapmak zorundayız   .bizim başka cumhuriyetimiz yok

Şu herkes   tarafından iyi bilinmelidir. Cumhuriyet Günü geldiğince anılan bir    gün değildir.

Cumhuriyet   her zaman   her daim   varlığını sürekli kılacak bir devrimdir. Öyleyse Demokratik Laik Cumhuriyet yaşamın her alanında samimiyetle hayata geçirilmesi gereken bir sistemdir.

 

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir