MİLLETVEKİLİ ADAYLIĞI TESPİTİ VE PARTİ İÇİ DEMOKRASİ ÜZERİNE

Milletvekili olmayı isteyen ve temsilci olmanın gerektirdiği hukuki şartları bünyesinde barındırıp, seçmenlerin onayına sunulan kişiye “aday” adı verilir

1. Diğer bir anlatım ile adaylık, seçilme yeterliliğine sahip kişiler arasından kimlerin seçmenlerin onayına sunulacağının tespit edilmesi anlamına gelir

2. Seçimlerde adaylık iki farklı yolla gerçekleşir: Bunlardan ilki, bir parti örgütünün çatısı altında faaliyette bulunmaksızın kendi görüşlerine, şahsi niteliklerine ve maddi olanaklarına dayanarak seçimlere katılanlardır ki, bu kişiler, “bağımsız aday” olarak nitelendirilir. Seçimlere bir partinin bünyesi altında katılıp, partinin desteği ile seçimlerde yarışan kişilerin adaylığını anlatmak için kullanılan kavram ise “parti adaylığı”dır.

Görüldüğü gibi, milletvekili adaylığının partiler vasıtası ile gerçekleşmesi şart değildir. Milletvekili adayı olmak isteyen bir kişi, anayasal düzeyde teminat altına alınan seçilme hakkını kullanarak da aday olabilir. Ne var ki, günümüz siyasal rejimlerinin partiler demokrasisi olması ve partilerin demokratik rejimin hâkim aktörleri olarak rejimin işleyişini kontrolü altında tutmaları, bağımsız adayların seçimleri kazanma imkânını hukuken olmasa dahi, fiilen elinden almakta ve bireysel aday olma özgürlüğünü uygulamada çoğunlukla etkisiz kılmaktadır4. Gerçekten, örneğin İngiltere’de belli bir miktar para5 yatırmak kaydıyla herkes Avam Kamarasına aday olabilir, fakat parti desteğini arkasına almayan bir adayın seçilme şansı yok denecek kadar azdır6. Bu açıklamalar ekseninde parti adaylığının bağımsız aday olmanın karşısında seçimlerin kazanılması bakımından önemli bir avantaj sağladığı savunulabilir.

Elbette, seçim çevrelerinin küçük olduğu bölgelerde seçmenlerle milletvekili adayları arasındaki ilişki daha fazla gelişeceği için seçimlerin kazanılmasında, adayların kişisel nitelikleri önem kazanır. Fakat bu durumda bile, parti örgütünün desteği olmaksızın seçimlerin kazanılması güçtür Milletvekili adaylarının hangi yöntemlere uyularak belirlendiği, bir partinin iç düzen ve işleyişinin demokratik normlara uygunluğunu doğrudan doğruya etkileyen bir faktör olarak ortaya çıkar. Nasıl ki, partiler, demokratik rejimlerin vazgeçilmez bir öğesi olarak kabul edilmekteyse, milletvekili aday belirleme usulleri de parti içi demokrasinin olmazsa olmaz bir ön koşulu olarak nitelendirilebilir.

. Bu safhada üyelerin ikinci plana atılması ve aday belirleme sürecinin parti içinde etkin belirli oligarşik grupların tekeline bırakılması, üyelerin seçme ve seçilme haklarını etkisizleştireceğinden, partinin iç düzen ve işleyişinin demokratik olmasını önler. Ayrıca, demokratik esaslara aykırı bir şekilde belirlenen milletvekili adayları parti içi karar süreçlerinde etkinliklerini kaybeder ve bir sonraki seçimde seçilebilir bir yerden tekrar aday gösterilmek için milletvekili adaylarını tespit eden sınırlı sayıda kişiden teşekkül eden bu oligarşik gruplara itaat etme yolunu tercih edebilir. Başka bir ifade ile milletvekili aday belirleme işleminin demokratik olmaması sadece üyelerin siyasal katılım özgürlüklerini değil ve ayrıca, milletvekillerinin siyasi davranışlarını da olumsuz yönde etkiler. Kaldı ki, vatandaşlara tanınan seçilme hakkının uygulamada partiler aracılığı ile kullanılması, partilerin tercih ettikleri aday belirleme usullerini daha da önemli kılmaktadır. Zira partiler, demokratik esaslara uygun olmayan bir aday tespit yöntemine dayanarak milletvekili adaylarını belirlemekteyse, yurttaşların kayda değer bir çoğunluğu, milletvekili adayı olma olanağını fiilen kaybeder ve demokratik rejimin en temel göstergelerinden biri olarak kabul edilen seçilme hakkı kâğıt üzerinde kalır.

Alıntı: Anayasa Hukuku Dergisi – Cilt: 5/Sayı:9/Yıl:2016 Tevfik Sönmez Küçük

anayasader.org