| Hakaret içerikli aşağılayıcı hatta hançer gibi sözlerle üste kalmaya çalışanların zavallı oldukları gurur yaptıkları açıkça ortadadır. Hakları olmadığı halde haklı çıkmaya çalışanların karşısında insan kalmanın zorluğunu yaşamaktayız.
İnsanı canavarlaştıran edepsizleştiren şey, ya hak etmedikleri bir durumdur ya da karşısındakinin dilidir. Dili iyi kullanmak lazımdır. Tatlı dil yılanı bile deliğinden çıkarır demişler. Ancak laf sokarak karşısındakini yenme ya da üste kalma hastalığı olan kişinin insan olma ve kalma yeteneği olamaz. O insan biriktiremez. Onun biriktirdiği avucunda ve dilinde biriktirdiği taşlardır. Sevmeyi kendine göre, dostluğu kendine göre, doğruları ve yanlışları kendine göre yoranın ağzından ne çıkacak diye beklemenin bir anlamı yoktur. Aslında ucuz laflarla gurur yaparak ön almak isteyecektir. Kuyruğu dik tutacaktır. Dostlar alışverişte görsün diye koşup oradan oraya savrulanların, kendince racon kesenlerin bana göre bir kıymeti yoktur. Bu insanlar ya kendisine değer verenleri yok ya da kendisinin kıskandığı insanları alt etmeye çalışırlar. Ego tavan yaptıkça bencil egoist davranışlarıyla hiçbir sorumluluğunu yerine getiremez çevresine ve onu sevenlere zarar verirler Aslında emeksiz hiçbir şey olmaz. Emekleye emek leye yürüyen çocuklarımızın ayağa kalkmaları gibi Kişilikte emekleye emek leye ayağa kalkar. İnsanların dik duruşları bir emek ister. Kolaycı bir anlayışla insanlık makamlarını işgal edenler geldikleri gibi giderler. Giderken de yıkıp gitmesinler diye toplum olarak dik durmak zorundayız. Toplumsal en önemli sorunumuz haddimizi hukukumuzu bilmemektir. Neyi hak ediyor sak onu istemeliyiz. Ondan vazgeçmemeliyiz. Ancak boyumuzu aşan konularda o yaptı ben niye yapmayayım dersek tarif ettiğimiz makamları tahrip ederiz. Buda kamu adına geriye dönülemez mağduriyetler yaratmaktadır. Yıllarca mücadele sonucunda elde edilen ve üzerine titrenen demokrasinin yine demokrasiyi sadece kendini seçtirmek ya da var etmek üzerine inşa eden kişilerin sayısal güçle var olma adına insan çoğaltarak sandıklarda öne çıkması bir değer yaratmıyor. Geleceği inşa etmeye görevlendirilmiş insanlar eğer toplumun iradesini hissettirmez ise samimiyet ve güven ortadan kalkar. Bireysel menfaatler devreye girer. Zirveden aşağıya doğru yuvarlanan demokrasi ve en önemlisi insani değerler ne hukuku ne adaleti ne emeği nede insanlık tarihinde kalıcı etik değerleri hayata geçirir. Mücadelesi sadece kendisidir. Koltuk onun için bir hizmet alanı değil saltanatını kuracağı toplum tarafından ona kaptırılmış bir güç olmaktan öteye gitmeyecektir. Bir insan yapmaması gerekenleri yapıp daha sonra arsız bir şekilde üste çıkıyorsa daha ileri gidip hata yaptığı insanlara hakaret edip küçük düşürmeye çalışıyorsa mutlaka karşılığını alır desek te bazen bu durumlar karşısında insanlar susarsa hiç bir şey değişmez. Güç zehirlenmesi ile saltanatını güçlendirmek isteyenlerin hem kandırıp hem kandırıldım demesi akla fikre zarar vermektedir. Bir insan aynı zamanda hem doğruyu hem yanlışı hem iktidarı hem de muhalefeti birlikte temsil edemez. İnsanların içinde bulunduğu sıkıntılar sebebiyle ayakta zor durması ülke için çok büyük kayıptır. Her türlü erozyona uğrayan insanlarımız artık cinnet geçirmektedir. Asıl uyanması gereken kitle bu akıl oyunlarından sıyrılarak vicdanlı adil davranmalıdır. Unutulan tüm insani değerler için yeni başlangıçlar yapılmalıdır. Siyasi partiler yasası ve seçim yasası ülkemizin en önemli sorunudur. Bu sebeple partiler yasası ve seçim yasası daha da demokratikleştirilmelidir. Siyaset sayısal değil nitelikli bir hale getirilmelidir. Tek adamlı değil parlamenter sisteme dayalı kuvvetler ayrılığı ile perçinlenmiş bir yönetim mutlaka hayata geçirilmelidir. Ülkemizin en temel sorunu olan adalet, ekonomi, eğitim, sağlık ve istihdam bu şekilde düzelecektir. |
