Benim cumhurum medeni olmalı, demokrat olmalıdır. Hukuka ve ettiği yemine bağlı kalmalıdır Hiç bir dogmanın etkisinde kalmamadan pozitif bilim ışığında yol almalıdır. Yine tüm inançlara saygılı olmakla beraber kamuyu bir inanca bir tarikata bir zümreye teslim etmemelidir. En kritik anda bile Türk halkının milli egemenliğini kimseye devretmemelidir. Milletin iradesi üzerinde sürekli egemenliğe karşı olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk Egemenlik kayıtsız şartsız milletin olacaktır demiştir.
Ulusal Kurtuluş Mücadelesini yöneterek “Gazi Meclis’’ unvanını alan Meclisimiz de, yetkileri konusunda çok kıskanç ve hassas davranmıştır. Kurtuluş Savaşı’nın en kritik anında ve savaş gerekleriyle, “Başkomutan” aynı zamanda “Meclis Başkanı” olan Mustafa Kemal Paşa’ya yetkilerini, uzun tartışmaların sonucunda ancak üç ay gibi sınırlı ve geçici bir süre için devretmiştir.
Atatürk, büyük zaferin kazanılmasından sonra da Meclis’e ve millet iradesine olan inancını sürekli olarak dile getirmiştir. Bir konuşmasında da “Milletin tek ve gerçek temsilcisi Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir. Türkiye Büyük Millet Meclisi dışında hiçbir kişi, hiçbir kuvvet ve hiçbir makam ulusun kaderine hâkim olamaz” demiştir.
