Kentsel dönüşüm  sürecinde 18.madde uygulamaları yeni hedef  ve modeller

Kentsel dönüşüm  sürecinde 18.madde uygulamaları yeni hedef   ve modeller

İmar planı  uygulamacısı olarak   şehir planlama sürecinde  kentsel tasarım kültürünün  oluşumunu  ve yaratıcılığının gelişmesinde harita  mühendisliği  ve aynı zamanda  mimarlık  meslek disiplinine sahip  biri olarak   ortak disiplini  çalıştırarak   geleceğe dönük çağdaş kentsel planlama anlayışını yeniden değerlendirmek  gerektiğine inanıyorum .

Kentlerin arazi arsa  ve iyelik haklarının parsel sınırlarıyla  değil kentin  ve insanın ihtiyacı olan mekansal alanların yaratılması ile gerçekleşeceğine inanıyorum  Bu sebeple  kentsel  ve sosyal dönüşüm modelini doğrudan etkileyecek  18. Madde uygulamasının  yeniden  gözden geçirilmesi  gerektiğini düşünüyorum. Mülkiyet hakkının  çizilecek bir parsel sınırıyla değil  daha büyük hem özel hem de kamu adına  daha verimli  hale getirmeliyiz böylece yaratılan kent rantın dan  kente yaşayan herkesin fayda bulması da mümkün olacaktır.    Kısaca   hem kente  hem de  mülkiyet sahibine değer yaratacak  uygulamalara ihtiyaç vardır .

Klasik Arsa üretim yöntemi yerine üst düzeyde kentin ve mülkiyet sahiplerinin   ihtiyaçlarına önem veren daha büyük projelere  yön veren  adalar üreterek yerel yönetimlerin de  en büyük sorunu olan kamulaştırma sorunlarını çözebiliriz .Aynı zamanda parsel bazında tadilatların önün geçerek kentin rantını kamuya daha hızlı  ve eşitlikçi  bir yöntem geliştiririz

Geliştirilecek olan    mülkiyet hakları çeşitliliği ile kat irtifakı  ve kat mülkiyeti yasasıyla  bu konu yeniden değerlendirilerek çoklu  mülkiyetin  sorunları yerinde yapılacak bir yapıyla giderilebilinir. Böylece  arsa  ve yapının  artı değerleri ile    vatandaşın hakları   yerinde sağlana bilinir.

Daha açık  bir anlatımla parselasyon planları  söz konusu hüküm gereğince, bağımsız imar parseli oluşturma zorunluluğu , teknik ve hukuki nedenlere  bazen sağlanamamaktadır. Asıl sorun taşınmaz sahiplerinin herhangi bir uzlaşı olmaksızın birbirinden bağımsız hareket etmesine olanak tanıyan ve kent toprağını bir paylaşım aracı olarak gören parsel üretme anlayışına hukuki bir zemin oluşturmaktır..

İmar kanunun 18. Maddesi uygulama Yönetmeliğin   (10/c) devamında, toplam inşaat alanı veya bağımsız bölüm adetleri belirtilen imar adalarında kat mülkiyetine esas olmak üzere hisselendirme yapılabileceği belirtilmektedir.

Mülkiyet  sahiplerine yönelik imar tahsislerinin, sadece imar parseli şeklinde değil, yapılanma  ve imar koşulları belirlenmiş imar adalarından pay  verilmesi şeklinde de  sağlanabileceği görülmektedir.

 Kentsel dönüşümün  veya yapıların yenilenmesiyle ilgili  “imar parseli üretme” ve “tasarım olanakları geliştirme” başlıkları altında irdelenen uygulama biçimlerinin ortaya çıkardığı kazanç ya da kayıpların, planlamanın şehircilik ve mimarlık boyutu göz önünde tutularak sorgulanması gerekmektedir.

Bu çerçevede, mevcut uygulama sürecine hükmeden imar parsel planlarının oluşumuna dayanak olan 1/5000  ve 1/1000 ölçekli imar plan  ve notlarının bu anlayışla yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir. Yapılan planlarda kentsel mekan oluşumunun göz ardı edilmesi şehrin yaşanmaz hale gelmesine  sebebiyet    vermektedir.

Deprem gerçeği   ve kent dokusu  ve yapısının  yeniden yapılanmasının önünde yapılan imar planlarının   bu gerçekten  uzak olması plan tadilatlarını zorunlu kılmaktadır .  

Bu olumsuzluğa karşın, yerel yönetimin, yapımcı firmaların ya da taşınmaz sahiplerinin uygulama sürecinde yerinde hızlı çözüm üretememesi sebebiyle yaklaşan tehlikelere karşı çaresiz kalmaktadırlar. İşte   bu sebeple  hem taşınmaz sahiplerinin  hem yerel yönetimin ve aynı zamanda yapımcı firmaların  organize olmalarının önündeki engel  ortak katılımcı  planların yapılmasına  engel yaratılmasıdır. Kentsel  dönüşünün örgütlemesine duyulan ihtiyaç açısından mevcut anlayışın çare üretemediği  aşikardır  Büyük dönüşümler için gerekli olan  imar  ve planlama  koşulları sorunu mimari  tasarımlarla aşılmayacak düzeydedir. parsel düzeyinde kentsel  dönüşüm yerine taşınmazların ekonomik değeri üzerinde olumlu bir etki yaratması açısından ada bazında  uygulama anlayışının önünün tıkanmaması  gereklidir.

Metin Ağırman

Mimar /Harita  ve Kadastro Mühendisi